İstanbul'a Formula bereketi

Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, Mayıs ayındaki uluslararası kongreler ve Formula 1 Türkiye Grand Prix’si dolayısıyla, İstanbul’daki otellerin çoğunun neredeyse dolu olduğunu belirterek, “Durum çok iyi, herkes çok memnun” dedi.

Bayındır, İstanbul‘un Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim aylarında zaten dolu olduğunu ifade ederek, daha önce Ağustos ayında yapılan Formula 1 yarışlarının 9-11 Mayıs tarihlerine alınmasının otellerin doluluğu açısından çok etkisi olmadığını söyledi.

Bu şekilde, zaten doluluk oranı yüksek olan otellere daha fazla insan geldiğini dile getiren Bayındır, “Dolayısıyla talep artıyor, talep artınca fiyatlar biraz yükseliyor. Halbuki Formula 1, yazın, Ağustosta yapılırken, daha İstanbul‘un toparlanma zamanı olduğu için çok iyi oluyordu. Tarihte bir yanlışlık var bana göre” diye konuştu.

Timur Bayındır, Formula 1′in, 15 Hazirandan Ağustos sonuna kadarki dönemde veya Mart ayında yapılmasının daha uygun olacağını savundu.

İstanbul‘da, Mayıs ayının uluslararası kongrelerin yoğun olduğu bir dönem olduğunu hatırlatan Bayındır, “Otellerdeki durum çok iyi, herkes çok memnun. Rakam vermek çok zor. Ama genel olarak iyi. Otellerin çoğu neredeyse dolu” dedi. Bayındır, İstanbul‘da turistik belgeli 55 bin yatağa en az 10 bin yeni yatak daha ilave edildiğini belirterek, İstanbul‘daki yatakların dolması için 65 bin kişinin gelmesi gerektiğini söyledi.

Timur Bayındır, otellerin doluluğunun İstanbul‘un merkezindeki tesisler için geçerli olduğunu, ancak çevrede de çok sayıda otel bulunduğuna işaret ederek, “Eğer olimpiyatları seyretmeye 5 bin kilometre gidiyorsanız, yatmak için 100 kilometre, bir şey fark etmez arada. Yani 100 kilometre ötede de konaklayabilirsiniz. Bizim bahsettiğimiz oteller hep göbekte, Taksim, Aksaray, Laleli, Sirkeci, Anadolu yakasının belli bir bölümü. Halbuki biraz daha açıldığınız zaman yer var. Mesela Pendik’e doğru kaydığınız zaman, İzmit’te, hala yer var. Bursa daha hiçbir şekilde nemalanmadı bu işten. Yani yer var, yeter ki insanlar gelsin” diye konuştu.

“KONAKLAMA ÜCRETLERİ YÜZDE 20 ARTTI”

Timur Bayındır, konaklama ücretlerinde de bir artışın söz konusu olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Otel ücretlerindeki artış çok normal bir şey, dünyada böyle gidiyor bu prosedür. Arz-talep dengesi bu. Eğer talepler fazla olursa gayet tabii biraz fiyatlar yukarı çıkıyor. Biz bakanlıktan bir tarife istiyoruz. ‘Bu tarifeyle verirsek, biz de yüzde 60-70 dolulukla çalışırsak, yüzde 15-20 para kazanırız’ diyoruz. Bakanlıktan bu tarifeyi alıyoruz. Fakat bu tarifeyle müşteri bulmamız imkansız hale geliyor. Çünkü rekabet var, otellerin sınıfları var, bulunduğu mekan var, müşterinin azlığı, çokluğu var, bu fiyatları uygulayamıyoruz. Devamlı olarak bu fiyatların altında bir uygulama yapıyoruz. Böyle tarihlerde, bu fiyatları uygulama imkanı yakalıyoruz. Bunlar da normal satış fiyatlarımızın yüzde 20 kadar üstündedir. Bir otel eğer 400 dolara satıyorsa odayı, fiyatını 500 dolar yapmıştır.”

FORMULA 1′İN GETİRİSİ

Formula 1′in, hangi tarihte yapılırsa yapılsın İstanbul‘a getirisinin çok büyük olduğunu vurgulayan Bayındır, “Bir kere tanıtım açısından, ikincisi İstanbul‘u besleme açısından çok büyük” dedi.

Bayındır, etkinliğin bütün dünyada televizyondan yayınlandığını dile getirerek, “Bir dakika İstanbul‘u göstermek televizyonlarda kaça mal olur? Düşünün, bu Formula 1′i bütün dünya veriyor ve yaklaşık 3 saat sürüyor. Onu çarptığınız zaman rakamlar belli olacak. Tanıtıma katkısı çok büyük” diye konuştu.
Yarış için değişik müşteri kitlesinin geldiğine işaret eden Bayındır, bunların, Formula 1′i izlemeye gelenler, yarışçılar, teknik ekipler, pist temizliği ve güvenliğini sağlayanlar, bakım-hizmet işlerini görenler olduğunu söyledi.

Görevli ekiplerin daha uzun süreli kaldıklarını, yarışın yapılacağı İstanbul Park’a gidip gelebilmek için otomobil kiraladıklarını anlatan Bayındır, bunun gibi çok sayıda sektörün bu etkinlikten faydalandığını, harcanan paraların büyük rakamlar olduğunu kaydetti.
Timur Bayındır, “Formula 1 için gelenler en az 3 gece kalacak, 20 bin kişinin gelmesi durumunda getirisi 250 milyon dolar civarında olur” dedi.

 

ANKA
 
 

Kamu hizmet binalarıyla koridorlar dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, spor ve eğlence yerlerinin kapalı alanlarında sigara içilmesini yasaklayan Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun 19 Mayıs’ta uygulanmaya başlayacak.

Yasakla birlikte taksiler dahil olmak üzere tüm toplu taşıma araçlarında, okul öncesi eğitim kurumları ile dershanelerde, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında, sigara içilmesi yasaklanacak. Hastane bahçesinde ise sigara içilebilecek. Cezaevlerinde, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde, şehirlerarası ve uluslararası güzergahlarda yolcu taşıyan deniz yolu araçlarının güvertelerinde ve yaşlı bakım evlerinde sigara içilebilir özel alanlar oluşturulacak ve bu alanlara 18 yaşından küçükler giremeyecek. Statlarda, statların açık alanlarında sigara içilebilecek. Kültür, sanat, eğlence ve spor faaliyetlerinin yapıldığı yerler ve bunların izlenme alanlarında da sigara içenler için özel alanlar yapılacak. Turistik otellerde sigara içenlere özel odalar verilecek. Kahvehanelerde, lokanta ve kafeteryalarda ise yasa 19 Temmuz 2009′da yürürlüğe girecek.

Sigara içilmesi yasak olan alanlarda sigara içenlere 50 YTL, sigara paketini ve izmaritini yere atanlara ise 20 YTL’lik para cezası verilecek. Sigara yasağını uygulamayan işletmeler yazılı olarak uyarılacak. Bu uyarıya rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere belediye sınırları içinde belediye encümeni, belediye sınırları dışında ise mahalli mülki amir tarafından 500 YTL ile 5 bin YTL arasında ceza verilebilecek.

TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN VE ÜRETİCİ FİRMALARIN REKLAMLARI YAPILAMAYACAK

Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte tütün ürünlerinin ve üretici firmaların reklam ve tanıtımları yapılamayacak. Ayrıca bu firmalar hiçbir etkinliğe sponsorluk yapamayacak.

Televizyon programlarında, dizilerde, filmlerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünleri kullanılamayacak.

Nisan 16th, 2008Mağarada inanılmaz ölüm

Kanyonların arasında sıkışıp kaldılar…

16.04.2008 22:12Kahramanmaraş’ta hidroelektrik santrali arızadan dolayı su tahliye işlemi yaparken, Döngel Mağarası’na giren iki genç kanyonların arasında mahsur kaldı. İki arkadaştan biri bölgede kamp yapan dağcılar tarafından kurtarılırken, diğeri ise metrelerce derinlikteki suda feci şekilde can verdi.

Edinilen bilgilere göre, aslen Kahramanmaraşlı olan ancak İstanbul’da üniversite sınavları için dersaneye giden Oğuzhan Akbulut (19) ile Halime Ford (18) izin için geldikleri memleketlerinde Döngel Mağarası’na gezmeye gittiler. Bir süre piknik yapan iki arkadaş daha sonra turistik mağaraya girdiler. Yaklaşık 20 dakika sonra Ayan Enerji A.Ş’ye ait Kısık hidroelektrik santralinde meydana gelen arıza nedeniyle su tahliye işlemi başladı. Santralden gelen sular mağara içerisine girmeye başlayınca mağara içerisinde bulunan iki arkadaş mahsur kaldı. Kanyonların arasında sıkışan gençlerden Halime Forda taşın üzerine çıkarak cep telefonu ile 156′dan yardım istedi. Olayın ardından jandarma ekipleri bölgeye hareket etti. Yapılan çalışmalarda Halime ve Oğuzhan’a ulaşamayınca Kahramanmaraş Sivil Savunma Müdürlüğü’ne bağlı ekipler olay yerine geldi. Bu arada bölgede kamp yapan Türkiye Dağcılık Federasyonu’na bağlı dağcılar kurtarma çalışmalarına katıldılar. Mağara içerisine giren dağcılar kurtarma ekipleri gelmeden önce yaklaşık 25 metre derinliğindeki sudan geçerek kanyon içerisinde bulunan Halime Ford’u kurtardılar. Kurtarma çalışmasına katılan eğitmen Mustafa Arız, zor bir kanyondan içeri girerek Halime’yi kurtardıkları için mutlu olduklarını söylediler. Öte yandan sivil savunma ekipleri yaklaşık 5 saat süren çalışma sonunda Oğuzhan Akbulut’un cesedine ulaştılar. Oğuzhan Akbulut’un cesedi daha sonra ambulansla Kahramanmaraş Devlet Hastanesi morguna katıldı. Oğuzhan Akbulut’un öğretmen ağabeyi Hanifi Akbulat kurtarma çalışması sırasında göz yaşlarına hakim olamadı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

İHA

Kılıç dövmeli provokatörden sonra kameralı sistem geliyor…

16.04.2008 21:25YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, “Üniversitelere kamera sistemi koymak istiyoruz ki üniversiteler de kendi kendilerini otokontrol yapsınlar” dedi.
YÖK Genel Kurulu Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında saat 10.30’da toplandı. Genel Kurula toplantıları olduğu gerekçesiyle Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Fikret Şenses, Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu ve Prof. Dr. Mustafa İlhan katılmadı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversitelerle ilgili bir önlem paketi üzerinde çalıştıklarını bildirerek, ”Kolluk güçleriyle üniversite idarecilerinin arasındaki iletişimi birazcık daha hızlandırmayı, böyle şeyler olduğunda hemen kolluk güçlerini haberdar ederek, olaya müdahale etmelerini sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Özcan, YÖK Genel Kurulu toplantısına verilen yemek arasının ardından, geçen Genel Kurul toplantısı sırasında yaptığı gibi gazetecilerle birlikte YÖK’ün karşısındaki gölde yürüyüşe çıktı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özcan, toplantıda, ”İstanbul Şehir” ve ”Batı Anadolu” isimli iki vakıf üniversitesi ve bir meslek yüksekokulu kurulmasını görüştüklerini söyledi.

”İstanbul Şehir Üniversitesi” ile bir meslek yüksek okulu kurulmasını onayladıklarını belirten Özcan, ”Batı Anadolu Üniversitesi” teklifinde bazı eksiklikler çıktığını, bunun ilgililer tarafından tamamlanacağını ifade etti. Gazetecilerin ”Batı Anadolu, sizin de üyesi olduğunuz vakıf” sözleri üzerine Özcan, ”Evet beni de yazdınız. Hiç alakası yok. Ben geldim, 4 ay oldu daha yeni çıktı. Benimle ilgisi olan bir şey değil” dedi. Vakıf üniversiteleri ile ilgili işlemlerin kendilerinden önce yavaş yürüdüğünü kaydeden Özcan, ”Hocalar bizim kadar önem vermemişler” diye konuştu.

”VAKİT KALIRSA KONUŞURUZ”

Güvenliğin sağlanmasına yönelik önlemler alınması konusunda üniversitelere YÖK tarafından yazı gönderildiği anımsatılarak, güvenlik konusunun bugünkü toplantıda ele alınıp alınmayacağının sorulması üzerine Özcan, ”vakit kalırsa konuşacaklarını” söyledi.

Bu konuda bir çalışma yapıp yapmadıkları sorusuna da Özcan ”Bir önlem paketi üzerinde çalışıyoruz. Biraz olgunlaştı, bir yere geldi. Size vereceğim. Kolluk güçleriyle üniversite idarecilerinin arasındaki iletişimi birazcık daha hızlandırmayı sağlamaya çalışıyoruz. Böyle şeyler olduğunda hemen kolluk güçlerini haberdar ederek olaya müdahale etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Başka bir şey değil. Üniversitelere kamera sistemi koymak istiyoruz ki üniversiteler de kendi kendilerini otokontrol yapsınlar.”

AA

Nisan 16th, 2008En fanatik balık

Fethiyeli balıkçılar şokladıkları taraftar balığı Aziz Yıldırım’a gönderecekler

16.04.2008 17:04Fethiye’de balıkçılar, sarı lacivert renkli balık avladılar.

Arkadaşlarıyla Fethiye Körfezi’nde açılan Taner Aydın, sarı lacivert renkli, yaklaşık 25 santimetre uzunluğunda, 880 gram ağırlığında ”Lapin” cinsi balık yakaladı.

Fethiye balık pazarına getirilen sarı lacivert renkli balık, vatandaşların ilgi odağı oldu. Özellikle Fenerbahçe taraftarları, balığı yakından inceledi. Balığın bol bol fotoğrafını çeken taraftarlar, şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Fenerbahçe taraftarlarının balığı 2 bin YTL’ye satın almak istediğini
belirten Tamer Aydın, şöyle konuştu:

”Böyle bir balığı ilk kez görüyorum. Daha önce bu renklerde olanına
rastlamamıştım. Balığı yaklaşık 200 metre derinde misinayla yakaladım.

Sarı lacivert renkli bu balığı şoklayıp, Aziz Yıldırım’a göndereceğiz. Balığı görenler ilgi ile izliyor. Ben de Fenerbahçeliyim. İnşallah Fenerbahçe’ye şans getirir ve şampiyon oluruz.”

Balık halindeki diğer balıkçılar da Lapin’lerin parlak ve canlı renkleri olduğunu ve renklerinin bulundukları ortama göre değiştiğini ifade etti. Balıkçılar, ilk kez sarı lacivert renkli balık gördüklerini söylediler.

AA

Nisan 16th, 2008ÖSS’de yeni model

YÖK Başkanı farklı bir sistem üzerinde çalışıyor…

16.04.2008 18:48YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversitelerdeki güvenlik önlemlerinin artırılması ile ilgili olarak bir önlem paketi hazırladıklarını kaydederek, “Çocuklarla konuşmak lazım. Türkiye’de çok yapılan bir şey değil. Her iki grubun liderleriyle konuşmak lazım. Terapi gibi. Paketimizin içinde böyle şeyler de var” dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, YÖK Genel Kurulu’nun sabah oturumun ardından basın mensuplarıyla yürüyüş yaptı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özcan, Akdeniz Üniversitesi’nde yanşan olaylar sonrasında ne tür önlem alınacağı ile yönündeki soruya, bir önlem paketi üzerinde çalıştıkları yanıtın verdi. Özcan, söz konusu paketin olgunlaşması halinde basın mensuplarına da bilgi vereceğini kaydederek, “Kolluk güçleriyle üniversite idarecileri arasındaki iletişimi hızlandırmayı, böyle şeyler olduğunda hemen haberdar ederek kolluk güçlerinin olaya müdahale etmesini sağlayacağız” dedi. Özcan, üniversitelere kamera sistemi koymayı planladıklarını kaydederek, üniversitelerin de oto kontrol yapmasını sağlayacak tedbirler alınacağını belirtti.

Özcan, ÖSS’de yapılacak değişiklikle ilgili olarak çalışma yapıldığını bildirirken, “İngiliz Modeli” üzerinde düşünüldüğünü ifade etti. Özcan, “İngiliz modeli güzel bir model. Ben de beğeniyorum. İnsanların beş altı konudan imtihana girmesi, oradan aldıkları 3 alanda puanla üniversiteye müracaat etmesi hoş bir şey. Çocuklara o kadar hamallık ettirmek değmez gibi geliyor. 3 saat içinde kaderlerini belirlemek doğru değil” dedi. Çalışmaları ÖSS sınavından önce bitirmek istediklerini söyleyen Özcan, çalışmaların hızlı bir şekilde bitirildiğini, konu ile ilgili her gün rapor aldığını belirtti.

AJANSLAR

Nisan 8th, 2008Gözleri açık uyuyor

Göz kapaklarını kapatamıyor ve 14 senedir gözleri açık uyuyor.

08.04.2008 10:34Ağrı’nın Doğubayazıt  ilçesinde 2 yaşındayken tandıra düştüğü için vücudunda derin yanık izleri oluşan ve yüzündeki ifade fonksiyonlarını kaybeden İsmail
Üstündağ, göz kapaklarını kapatamadığından 14 yıldır gözleri açık uyuyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Doğubayazıt ilçesine bağlı Kalecik
köyünde yaşayan 16 yaşındaki İsmail Üstündağ, 2 yaşındayken annesinin
ekmek pişirmek için yaktığı tandıra düştü.

Kazada vücudunun büyük bölümü yanan ve görenlerin ”yaşamaz” dediği
İsmail’e, ailesi Ağrı, Erzurum ve İstanbul’daki çeşitli hastanelerde
şifa aradı.

Yapılan müdahalelerle İsmail yeniden hayata bağlandı, ancak yüzünde ve
vücudunun büyük bölümünde oluşan yanık izleri ”o” günün acı hatırası
olarak kaldı.

Kalecik köyünü ziyareti sırasında 2002 yılında İsmail’in durumunu gören
dönemin Doğubayazıt Kaymakamı Nurullah Çakır’ın girişimleriyle Ankara
Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) tedavi altına alınan çocuk,
bugüne kadar aralıklarla tam 8 ameliyat geçirdi.

İsmail Üstündağ, kontrol için geldiği Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi
Araştırma Hastanesinde AA muhabirine, geçen 6 yılda 8 ameliyat olduğunu
belirterek, tedavi sürecinin kendisini çok yorduğunu söyledi.

Ameliyatlar sonucu kafasındaki saçsız bölgenin azaldığını, burnunun
belirgin hale getirildiğini ve yapışık olan parmaklarının açıldığını
ifade eden Üstündağ, şöyle dedi:

”Ancak hala ellerimi tam olarak kullanmıyorum. Doktorlarım 7 ameliyat
daha olmam gerektiğini söylediler ama artık çok yoruldum. Görünümümde
çok belirgin bir düzelme yok. Bu da beni çok üzüyor. Yanıklar nedeniyle
yüzümdeki deri gerildiği için rahat gülümseyemiyorum ve 14 yıldır
gözlerim açık uyuyorum.”

Üstündağ, ayrıca, babasının işlerinden dolayı zaman zaman Ankara GATA’ya
tek başına gitmek zorunda kaldığını, bu nedenle tedaviyi devam
ettirmekte çok zorlandığını ifade etti.

-”ACI BAKIŞLARI GÖRMEK İSTEMİYORUM”

İsmail Üstündağ, vücudundaki yanık izlerinden dolayı hayatının
zorlaştığını, bu nedenle en büyük hayalinin eğitimini tamamlayarak kendi
ayakları üzerinde durmak olduğunu söyledi.

Üstündağ, 2005-2006 eğitim öğretim yılında Suluçam Yatılı
İlköğretim Bölge Okulunu bitirdiğini belirterek, ”Liseye geçince ilçede
veya il merkezinde kalabileceğin bir yer bulamadığımdan eğitimime ara
vermek zorunda kaldım. İmkanları zorlayıp ev tutsam bile kendi
ihtiyaçlarımı göremezdim. Okulu bırakmak çok zor geldi” diye konuştu.

Kalacak yer sorununu çözmek için başvurduğu Doğubayazıt İlçe Milli
Eğitim Müdürlüğünce bir pansiyon ayarlandığını ifade eden Üstündağ,
ancak söz konusu okul yönetimi tarafından, ”Gece horluyormuşsun. Ayrıca
dalga geçenler olur. Hem ilköğretim öğrencilerinin bulunduğu bir yerde
lise çağında bir gencin kalması yakışık almaz” denilerek pansiyona
alınmadığını iddia etti.

Eğitimini tamamlayarak bilgisayar mühendisi olmak istediğini bildiren
Üstündağ, şunları söyledi:

”Eğitimimi tamamlayıp, insanların bana acıyarak bakışlarından kurtulmak
istiyorum. Acı bakışları görmek istemiyorum. Fakirliğin gözü kör olsun.
Hayata tutunabilmem için büyüklerimin yardımına ihtiyacım var. Sağlık
Bakanımızdan, milletvekillerimizden tedavi olmam ve eğitimime devam
edebilmem için yardım bekliyorum.”

-İSMAİL’İN ÖĞRETMENİ GÜLLÜCE…

Suluçam YİBO Müdür Yardımcısı Kadir Güllüce de İsmail’in çok başarılı
bir öğrenci olduğunu ve her dönem takdir belgesi aldığını söyledi.

İsmail’in hırslı ve çok olgun olduğunu kaydeden Güllüce, şöyle dedi:

”İsmail yetenekliydi ve ileriye yönelik hedefleri hayalleri vardı.
Ancak zaman zaman yüzündeki ve vücudundaki yanık izlerinden dolayı
sıkıntı çekiyordu. Ama öğrencilerimiz ona sahip çıktılar. Okulumuzun
pansiyonunda kalıyordu. Yalnız geceleri gözleri açık uyuduğundan ve
horladığından bazı öğrencilerimiz rahatsız oluyordu.”

-”GÖZ KAPAKLARINI HİÇ KAPATAMIYOR” -

İsmail ile birlikte 10 çocuğu bulunan 63 yaşındaki Abdulbari Üstündağ,
oğlunun tedavisi için çok çaba sarf ettiğini, ancak maddi imkansızlıklar
nedeniyle pek mesafe alamadıklarını söyledi.

Oğlunun durumuna çok üzüldüğünü belirten Üstündağ, ”İsmail 14 yıldır
gözleri açık uyuyor. Göz kapaklarını hiç kapatamıyor. Gözleri sürekli
yaşarıyor. Gözlerini tozdan koruyamıyor. Nefes almakta da güçlük
çekiyor. Onun acılarını gördükçe düşündükçe yüreğim acıyor” diye
konuştu.

AA

Genelkurmay Başkanlığı’ndan açıklama…

08.04.2008 12:19Genelkurmay Başkanlığı, Yunanistan’a ait uçakların, Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan Türk uçaklarına, dün 3 kez önleme yaptığını bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan “Ege/Akdeniz Eğitim ve Tatbikat Uçuşlarına Yunanistan’ın Müdahalesiö başlıklı duyuruya göre, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu icra eden F-16 uçaklarına, Yunanistan’ın Limni, Neankhialos ve Tanagra meydanlarından kalkan F-16 ve M-2000 uçakları tarafından Sakız Adası’nın batısı ve güneybatısında 3 kez önleme yapıldı.

Yunanistan’a ait uçakların eğitim uçuşu yapan Türk uçaklarına yönelik müdahale sayısı yılbaşından bu yana 179’a ulaştı.

ANKA

Nisan 8th, 2008İntihar ettiren kalp

İntihar kurbanının kalbinin nakledildiği adam yıllar sonra aynı şekilde intihar etti.

08.04.2008 12:09ABD’de, bir intihar kurbanının kalbinin nakledildiği adam, donörünün dul karısıyla evlendi ve yıllar sonra aynı şekilde intihar etti.

İngiliz Daily Mail gazetesinin internet sitesinde verilen habere göre, Sonny Graham, 1995′te kalp yetmezliği yüzünden ölümün eşeğine geldi. Sadece 6 aylık ömrü kalan Graham’a uygun kalp bulunduğu yönündeki müjdeli haber, Güney Carolina Üniversitesinden geldi.

Graham’a, kafasına kurşun sıkarak intihar eden Terry Cottle’ın kalbi nakledildi. Graham, kalbini aldığı kişi hakkında, 33 yaşındaki bir adam olduğunun dışında bilgi sahibi değildi.

Bir yıl sonra Graham organ bağışı kurumuna başvurarak kalbini veren kişinin kimliğini öğrenmek ve ailesine teşekkür etmek istedi. Graham, Terry Cottle’ın dul karısı Cheryl ile mektuplaşmaya başladı. Daha sonra görüşmeye başlayan Graham ile Cheryl, birbirine aşık oldu ve evlendi.

Kalp naklinin üzerinden 12 yıl geçtikten sonra Graham çenesinin altından kurşun sıkarak intihar etti ve eşinin aynı korkunç şeyleri tekrar yaşamasına sebep oldu.

Bilim adamları, nakil geçiren hastaların, organını aldıkları kişilerin karakter özelliklerinin bazılarını aldıklarını gösteren 70 kadar vaka olduğunu bildirdiler.

Lancashire’dan bir kadın, böbrek naklinden sonra edebiyat zevkinin değiştiğini, ünlülerin biyografilerini ve en çok satan popüler kitapları okumaktan zevk alırken, nakilden sonra klasikleri tercih etmeye başladığını anlatmıştı.

Yine de bazı uzmanlar, hastada karakter değişimi konusunda yeterli kanıt olmadığına işaret ediyor.

AA

Çevre kirliliğine ve dünya barışına dikkat çekmek için ülke ülke geziyorlar.

08.04.2008 11:28Çevre kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına katkıda bulunmak için 11 ay önce İsviçre’den yürüyerek dünya turuna çıkan İsviçreli Celine Overney ile Mathias Berovalis, Çanakkale’ye geldi. 

İsviçre’nin Basel kentinden 12 Mayıs 2007′de yürüyerek yola çıkan, daha sonra İtalya, Slovenya, Hırvatistan ve Bosna Hersek’e giden Celine Overney (31) ile Mathias Berovalis (32), Arnavutluk ve Makedonya’dan aldıkları, ”Skada” adlı eşek ile ”Willy” adını verdikleri köpekle devam ettikleri yolculuklarında, Çanakkale’ye ulaştı.

Çanakkale’nin ardından, Konya, Kapadokya, Trabzon’u da ziyaret edecek olan Overney ile Berovalis, daha sonra İran, Gürcistan, Ermenistan, Pakistan, Hindistan, Tibet, Çin ve Malezya’ya gidecek.

Mesleği sağlık teknikerliği olan Berovalis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hemşire olan arkadaşı Overney ile yaklaşık bir yıl önce çevre kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla başlattıkları yürüyüşün 3 yıl sonra tamamlanacağını söyledi.

Gittikleri ülkelerdeki dini yapıları tek tek ziyaret ettiklerini belirten Berovalis, Türkiye’de de özellikle semazenlerin bulunduğu Konya’yı görmek istediklerine işaret etti.

Yolculuk süresince, yağmur, soğuk ve bazı ülkelerde bürokratik engellerle karşılaştıklarını anlatan Berovalis, 9 gün önce geldikleri Türkiye’de ise insanların misafirperverliğinden çok memnun kaldıklarını vurguladı.

Gezilerini tamamladıktan sonra edindikleri deneyimlerle ilgili konferanslar vereceklerini, kitap yazacaklarını ifade eden Berovalis, çektikleri fotoğrafları internet sitelerinde yayınlayarak tüm dünyayla paylaşacaklarını kaydetti.